MHP Mersin İl Kadın Kolları tarafından Dünya Kadın Hakları gününün 75. yıl dönümü nedeniyle bir toplantı düzenlendi.
2009-12-10 - 10:15
Kadın Hakları günü kutlandı
MHP Mersin İl Kadın Kolları tarafından Dünya Kadın Hakları gününün 75. yıl dönümü nedeniyle bir toplantı düzenlendi.
Toplantıya MHP İl Başkan Yardımcısı Murat Kadızade, MHP İl Kadın Kolları Başkanı Gönen Mirici, Mersin MHP Toroslar İl Genel Meclis Üyesi İlksen Sorguç Dinçer, MHP İl Sekreteri Kamuran Kuş ve çok sayıda partili bayanlar katıldı.
MHP İl Başkan Yardımcısı Murat Kadızade Kadınların toplum içinde ki önemi ve görevleri hakkında bilgiler verdi. Başbuğ Alparslan Türkeş ve Atatürk’ün sözleri ile örnekler veren Kadızade kadının Türk Toplumu içinde yönetici olarak önemli makamlar aldığını söyledi.
MHP Toroslar İl Genel Meclis Üyesi İlksen Sorguç Dinçer’de, Türk kadının Kurtuluş savaşında göstermiş olduğu cesaretlerden örnekler vererek, Türk Kadınının siyasette daha çok yer almasını istedi.
KADIZADE, KADIN VE ERKEK İNSAN TÜRÜNÜN İKİ TEMEL UNSURUDUR
Kadızade; “Sözlerime Ulu Önder Atatürk’ün şu sözleriyle başlamak istiyorum; Şuna kani olmak lazımdır ki; Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Kadın ve erkek
İnsan türünün iki temel unsurudur. Onlar birbirini tamamlayan, birbirleri için var olan ve birbirine eş olan iki varlıktır. Görevleri ve fonksiyonları farklı olmakla beraber, yaradılışı itibarı ile ve de insan olmaları nedeni ile birbirlerinin eşitidir.Biz kadın konusunu öncelikle bir eş, bir bacı, bir ana konusu alarak görüyoruz. Kadına; cennet ayağının altına serilmiş bir varlık olarak bakıyoruz. Sevginin, şefkatin, merhametin ve terbiyenin ilk veriliş yerinin ana kucağı olduğu düşünülürse, nesillerin yetişmesin de, ananın; yani kadının ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim de buyruluyor ki;Ey insanlar doğrusu biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, ondan en çok sakınanınız, ona en çok saygı göstereninizdir. Bu ayetten de anlaşılacağı üzere, Allah katında değerli olmak, ırka, cinse, makama ve zenginliğe bağlı değildir.
ATALARIMIZ DAİMA KADINIYLA BİR HAREKET ETMİŞTİR
Başbuğ Alparslan Türkeş’in şu sözünü hatırlatmak istiyorum “Kadın, kadınlık vazifesinden uzaklaştığı dakikada, mensup olduğu cemiyet yok olmaya başlıyor demektir.”
Atalarımız daima kadınıyla bir hareket etmiş, kadın savaşta kocasının kalkanı, evinde obasının hatunu olmuştur. İstanbul’un fethi ile Katolik Bizans kültüründen etkilenilmiş şehirli kadınlar, bundan zarar görürken, kırsaldaki kadınlarımız eşlerinin yanında daima yerini almıştır. Çağdaş gelişmişlik ve uygarlık adına kadın, asaletinden, zarafetinden, edebinden ve gizeminden uzaklaştırılmıştır. Her alanda adeta konu mankeni durumuna düşürülmüştür. Özellikle gelişmiş sanayi toplumların da, kadının hukuki ve sosyal statüsü ile ilgili gelişmeler yaşanırken, diğer taraftan da kadının cinselliği ön plana çıkartılarak bir teşhir aracı gibi görülmesi noktasına gelinmiştir. Bunun tam tersi olarak ta, gelenekçi yapı içerisindeki kadınlar da, hala kendilerini ifade edememekteler. Bu gerçekler kadını, bir meta durumuna sokmakta ve aile kurumunu yozlaştırmaktadır. Toplumun temeli olan aile, alternatifi olmayan vazgeçilmez sosyal bir müessesedir. Türk aile yapısının güçlü olmasının, Türk Milletinin milli varlığının ve geleceğinin teminatı olduğuna inanıyoruz.
KADIN AİLE KURUMUNUN EN ÖNEMLİ VARLIĞIDIR
Başka kültürlerin olumsuzlukları, bizim kültürümüzün kadına yüklediği misyonu asla bozamamıştır. Çünkü biz kadına; Ana demişiz. Bir vatana birde kadına ana demişiz.Yalnız onlara yar demişiz. Namus kabul ettiğimiz değerlerin başına koymuşuz. Uğruna can vermeyi şeref bilmişiz.O; evimizde, işimizde, aşımızda, aklımızda, ülkümüzde, gönlümüzde, fikrimizde, tarihimizin şeref levhalarında onun izi var. Vatanın toprağında taşında onun nefesi var.Cumhuriyetimizin temelinde, bu devletin özünde kadınımızın, yürek sesi, sevgi harcı var.Yakın tarihimizde Kurtuluş savaşında, Milli Mücadele ruhunu ateşleyenler, cephede erkeğinin yanında yiğitçe vuruşan Türk kadınının kim olduğunu, Halide onbaşı, Binbaşı Ayşe, Şerife bacı, Gördesli Makbule, Tay’yar Rahmiye ve Kara Fatmalar göstermişlerdir.
Yüce Atatürk Ey Kahraman Türk Kadını;Sen yerlerde sürünmeye değil,Omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın demiştir.Sizlerinde çok iyi bildiği gibi, kadın erkek arasındaki eşitsizliğin en belirgin olduğu alan, siyasi alandır.Ne yazık ki toplumun yarısını temsil eden kadınlarımız, siyasi alanda yeterince temsil edilmemektedir. Bu problem mutlaka çözülmelidir.Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin “Siyasi hayatımız; çok yakında kadınlarımızın daha çok zerafet, incelik ve zenginlik katacağına inandığım güzel günlerine kavuşacaktır.”Sözleri bizlere ışık olacaktır.Tarih boyunca başka coğrafyalarda kadın köle muamelesi görürken, bizim coğrafyamız, onun kararlarıyla şenleniyordu.
İBNİ BATU DA ŞAHNAMESİNDE
Kırımdaki hatıralarını anlatırken, şöyle demektedir;Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki; o da Türklerin kadınlarına gösterdiği hürmetti.Tarihte DEVLET Başkanlığı yapan İLK KADINLAR TÜRKTÜ.Esasen İslam dini kadına en büyük değeri vermiş ve onun Namuslu, temiz, varlıklı, haysiyetli ve şerefli bir tarzda yaşamasını sağlamıştır.İçerisinde bulunduğumuz ve ülkemizin bölünme noktasına doğru sürüklendiği şu günlerde, kadınlarımıza büyük görevler düşmektedir. Kurtuluş savaşında başarılı sınavlar veren kadınımızın bu sınavdan da başarıyla çıkacağına inanıyor, sevgi ve saygılar sunuyorum” dedi.

DİNÇER, TÜRK KADINI HEP HİZMETTE GÖNÜLLÜ OLMUŞTUR
MHP Mersin Toroslar İl Genel Meclis Üyesi İlksen Sorguç Dinçer, “2009, 5 aralık 1934 seçme ve seçilme hakkını elde edişimizin 75. yılı kutlu olsun.Tüm çabalara rağmen karınca boyu yol almış olsak dahi 5Aralık Türk kadınları için özel bir gün.
Seçilme talebimiz sadece kadınlarımızın sorunlarına çözüm üretmek değildir.Ülke nüfusunun yarısını oluşturan biz kadınlar,için yaşadığımız ülke ve kent adına alınan tüm kararlarda söz sahibi olmalıyız.Biz kadınlar ömür boyu gönüllü olmuşuz .Evlat olarak,kız kardeş olarak,eş olarak,anne olarak,partili olarak.Hep hizmete gönüllü olmuşuz.Kurtuluş savaşı sonrası kadını ile erkeği ile bir bütün olarak kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti.Ve yıl 1934 Teşkilat-ı Esasiye kanununun 10. ve11 maddeleri değiştirilerek Türk kadının seçme ve seçilme hakkını kazandı.
1 Mart 1935 de ilk toplantısını yapan 5. dönem meclis de 18’i kadın 441 milletvekili yer almıştı.Burada ilk defa T.B.M.M de yer alan 18 cesur kadınımızı rahmetle anarken isimlerinden ve hangi illerden seçildiklerin den bahsetmek istiyorum.İsimlerinin Ayşe, Fatma olması önemli değil.Önemli olan Türkiye’nin dört bir köşesinden, Kuzeyinden Güneyinden, Doğusundan Batısından, İçanadolu’dan, Trakya dan Ankara ya gelmiş olmaları.
Mebrure Gönenç (Afyon),Hatı Çırpan (Anakara ),Türkan Örs Baştuğ (Antalya ),Saliha Gökçülerbay(Balıkesir ),Şekibe İnsel (Bursa ),Hatice Özgener (Çankırı ),Huriye Öniz Baha(Diyarbakır),Fatma Memik(Edirne ),Nakiye Elgün (Erzurum),Fakihe Övmen(Ankara),Benal Nevzad İstar Arıman (İzmir ),Ferruh Güpgüp(Kayseri ),Beriha Bediz Morova Aydilek (Konya ),Mihri Bektaş(Malatya),Meliha Ulaş(Samsun),Esma Nayman(Seyhan),Sabiha Görkey(Sivas),Seniha Hızal(Trabzon).En genç üye 32 yaşında Fatma Memik (Edirne ) .İlk 18 kadın milletvekilimizin yaş ortalaması 40. 5. dönem de kadın milletvekillerinin yabancı dil bilgisi %72 oranında üst düzeydedir.
Dünyada, demokrasi ile yönetilen ülkeler arasında 1934 de seçme ve seçilme hakkını elde etmiş olan 18 kadınımız meclis de temsil edilirken 1934 de bu hakkı elde etmiş olan
Finlandiyalı kadınlar.19 kadın milletvekili ile temsil ediliyordu. Bugün meclis deki kadın milletvekili oranına göre;Finlandiya dünyada 2. sırada.200 üyeli parlamentoları da 84 kadın milletvekilleri var.20 kişili hükümetin 12 si kadın bakan T.B.M.M de 550 vekilin 50 tanesi kadın.Kaç kadın bakanımız var? 189 ülke arasında 163. sıradayız. Mersin milletvekillerinin 12 de erkek. İl genel meclisinde 3168 üyenin 114 ü kadın.75 yıl önce kadını temsil edilmesini başarmış 2 ülkeden biri olan Türkiye Cumhuriyetinde, bugün eğitim imkânlarında kız çocuklarına fırsat eşitliği tanınmamasına rağmen üniversitelerde kadın öğretim elemanı oranı %46 dır.Toplam profesörler içinde kadın oranı %27,8 ulaşmıştır.Mimarların %38 si ,avukatların ise % 36,8 i kadındır.
KADINLARIMIZ SİYASETTE NEDEN OLAMIYOR ?
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ün 1925’ler de Türk kadını
,Türk anası, Anadolu kadın için söylediği övgü dolu sözler bulunmaktadır. Bunlardan birini aktarmak istiyorum ‘Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte , Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez .Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir.Çift süren tarlayı eken .kanısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur değmeyip,kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar,hep o yüce ,o fedakar o ilahi Anadolu kadını olmuştur.Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.’
Bugün, sayın Başbakanımızdan ne duyuyoruz? Ürününü satamadığı bir çiftçiye söylediği ‘Ananı da al git’ Meclis Başkanlığı da yapmış olan Sayın Arınç bir benzetmesinde‘tembel ev hanımları gibi pisliği halının altına süpürme ‘şeklinde bir söz sarf etti. Ev hanımı halıyı süpürüyorsa niçin pisliği halının altına atsın çöp poşeti yok mu ? Aşağıladığınız o ev hanımları, o kadar yüce bir iş yapıyorlar ki açlık sınırları altındaki gelirleri ile ailesi için mutfak da tencere kaynatabiliyor. Köyde ürettiği ürünleri göndermek, kent’de yaşayan çocuklarının, yaşamını sürdürmesini sağlıyor. Teğet geçti dediğiniz krizle,hiç de teğet geçmedi,bu ülke nasıl hala ayakta .
T.C NİN ANADİLİ DE RESMİ DİLİ DE TÜRKÇEDİR.
T.C vatandaşlarına resmi dilini öğretme mecburiyeti yasa gereği varken, vatandaşlarımızın bir kısmına ana dilini öğretme çabaları niye?
Siyasetçilerimiz Mersin kabristanında Hıristiyan ve Müslüman mezarlığının bir arada olduğundan, kardeşlik içinde yaşamamız gerektiğinden başlayarak devam ederler, arkasından demokratik açılım, Kürt açılımı, Anadil, Anadilin konuşma hakkı, devam ediyor.
O kabristanda bölünmez bütünlüğümüzü korumak için şehit olmuş evlatlarımızda var. Bunu da unutmayalım.
Niçin siyasetçilerimiz şunu hiç söylemiyor? Bize demokrasi dersi veren ülkeler kendi ülkelerine çalışmak için veya vatandaşları olmak için gelenler kendi dillerini ücretsiz olarak öğretiyor. Dil birliği sağlamak, iletişim kurabilmek için.
Bizden, kendi ülkemizin vatandaşlarına kendi ortak resmi dilimizi öğretmek için çaba göstermemiz gerekirken ülke içinde başka bir dili öğretmek için çaba harcamamız, dil birliğini yok etmemiz isteniyor.
Evet, Mersin de yıllarca bu insanlar kardeşçe yaşadı, anadillerini konuşmalarında da bir engel yoktu.Şimdi duyuyoruz, gündemde, ana dillerinde konuşmaları yasaklanmış,sonra yasaklar kalkmış.Biz hiç bunları hissetmedik sokakta, dolmuş da rahatlıkla ana dillerini konuştular ve konuşmaktalar.Hiç kimsede yan gözle bakmadı niye Türkçe konuşmuyorsun demedi.
SORUN YOKKEN SORUN HALİNE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR.
Birde yeni değim ,herkesin ağzında’ analar ağlamasın ‘analar yıllardır ağlıyor.Bölünmez bütünlüğümüzü korumak adına hayatını kaybeden şehitlerine.Şimdi anaların içi kan ağlıyor.Binlerce insanın katili kaldığı yerin metrekaresini beğenmiyormuş.Utanmadan bunu dillerine alabiliyorlar.Onca öldürdüğü insan ,şehitlerimiz kaç metrekare yerde yatıyor.Anaların gözünden şimdi yaş değil kan akıyor.
Bu Cumhuriyet Türkü ile Çerkez’i ile Laz’ı ile Kürdü ile .Anadolu topraklarında kurulmuş bir Cumhuriyettir. Bu ülkeyi bölmeye hiç kimsenin gücü yetmez.T.C kuruluşunda M.Kemal ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ demiş.Bizde ‘Ne mutlu Türküm Diyene ‘diyoruz.Türküm deme mutluluğunu yaşamıyorsan T.C vatandaşıyım dersin” dedi.
MİRİCİ, HİZMET VERECEK GÜCE SAHİBİZ
MHP İl Kadın Kolları Başkanı Gönen Mirici, “Kadın Hakları Günü”nü kutladığımız bugün Türk Kadınına Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilişinin 75. yıldönümüdür. Tarih boyunca Türk kadınının pek çok şeye muktedir olduğu gerçeği göz önüne alınırsa şunu yüksek sesle ifade edebiliriz ki; önündeki engeller kaldırılmış, haklarının ve görevlerinin şuurunda olarak toplumdaki saygın yerini almış kadınlarımız her alanda faydalı insan olarak hizmet verebilecek güçte ve azimdedir.
Laik Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 10.maddesi “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar, demektedir.
Kanun Önünde Eşitlik ilkesinden hareketle kadınların erkekler ile eşit toplumsal varlıklar olarak toplum içinde yerlerini alabilmeleri 1926 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi kabulü ile yürürlüğe giren ve Türk kadınını "şeriat" zincirinden kurtaran “Medeni Kanun” la bin yıl evvel kaybedilen haklar yeniden iade edilmiştir.
Medeni Kanun ile eşit haklara sahip olan Türk kadını; 23 Nisan 1930'da çıkarılan Belediye Kanunu ile ilk kez belediye seçimlerine katılma hakkına, 26 Ekim 1932 de kabul edilen bir yasa ile muhtar, köy ihtiyar heyeti kurulu üyeliğine seçilme ve seçme hakkına,
5 Aralık 1934'te Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 10.-11. maddeleri değiştirilerek milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur.
Gelecek genel ve yerel seçimlerde birçok kadının milletvekili, belediye başkanı, belediye ve il genel meclis üyesi ve muhtar olması hedefimiz olmalı; bunun için de çalışmalarımızı çoğaltmalı ve kadınlarımızı bilgilendirmeli ve Kadınlarımızın siyasal yaşamda aktif rol almalarını sağlamalıyız.
Konuşmamı “Siyasal ve toplumsal hakların kadın tarafından kullanılmasının insanlığın saadeti ve prestiji açısından gerekli olduğuna eminim” diyen Ulu önder Atatürk'ün güzel bir sözü ile bitirmek istiyor,
Kadın bakış açısının siyasete ve karar alma mekanizmalarına yansıtılması ile pek çok sorunun üstesinden gelinebileceğine inanıyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyor, Allaha emanet olunuz” dedi.
|